AVRUPA OZON BİRLİĞİ SERTİFİKA PROGRAMI

2010-02-12 admin

MODER  7 yıldır düzenlediği  ve geleneksel hale gelen Medikal  OZON OKSİJEN Tedavisi  eğitim toplantılarının 2010 yılndaki ilk toplantısı 20-21 Şubat 2010 (CUMARTESİ-PAZAR) tarihinde Maltepe/İSTANBUL DREAM HILL  OTEL’de gerçekleşti.

 

Bu toplantıda Avrupa Ozon Birliği Eğitmenlerinin  yanı sıra Türkiye’den de MODER standartları ile Ozon tedavisi yapan Profesör,Doçent ve Uzman Doktorlarının da katılımı ile dinamik bir kurs oldu.

Toplantı sonunda katılan hekimler  ozon tedavisinin  etki mekanizmasının yanı sıra uygulama metodları ve kullanım alanları hakkında bilgi sahibi olurken pratik eğitim de aldılar.

Eğitim Avrupa Ozon Birliği tarafından sertifikalandırıldı.
MEDİKAL OZON OKSİJEN DERNEĞİ;
Başkan                  :  Op.Dr. Muammer V.VELİDEDEOĞLU
Başkan Yardımcısı: Uzman Dr.Lale YEPREM 

İrtibat Tlf:
0216 410 42 58
0533 233 72 51
Ozon Sağlık Hizmetleri
Ali Nihat Tarlan Cad.No:1/14 
Bostancı-İSTANBUL

AVRUPA MEDİKAL OZON YÖNETMELİK

2010-02-12 admin

Tıpta Ozon Kullanımına İlişkin Esaslar

Bir Farmasötik Madde Olarak Medikal Ozon

Gaz halindeki farmasötikler ayrıcalıklıdır ve özel uygulama şekilleri gerekmektedir. Medikal ozon/oksijen karışımları göz önüne alındığında, oksijen yalnızca ozon hazırlamak için bir gaz  olarak değil, aynı zamanda pratikte uygulanan 1.0 ile 100 µg/ml ozon konsantrasyon aralığına karşılık olarak 0.05 ila maksimum 5.0 % hacim aralığındaki ozona bir solvent olarak kullanılmaktadır.

Hazırlanma ve Ölçüm 

Endüstriyel ve hava kirliliği şeklindeki ozonun aksine, tıpta kullanılan O3 elektriksel aktivite yoluyla saf tıbbi oksijenden üretilir; nitrojen oksitlerin oluşma olasılığı yüzünden oksijen konsantratörleri veya oksijen/hava karışımlarını kullanmak mümkün değildir.

Diğer farmasötiklerde olduğu gibi, medikal ozon, etki alanı açıkça belirlenmiş bir moleküldür. 50 ml’lik tek kullanımlık bir enjektörde (tamamen silikonlanmış ve ozona dirençli) yarılanma ömrü 55 dakika olan medikal ozon gazı hasta yanında hazırlanmalıdır ve yapılacak uygulama biçimine uygun hale getirilmelidir. 

Ozonun konsantrasyon ve parçalanma oranı sıcaklık, basınç, hacim akış hızı v.b. farklı parametrelere sıkı bir şekilde bağlı olduğu için, medikal ozon jeneratörleri sürekli konsantrasyon kontrolünü sağlamak için bir ölçüm cihazı ile donatılmalıdır (Resim 1). 

Jeneratörün ürettiği kullanılmayan fazla gazın ya da lokal uygulamadan sonra arta kalan ozonun, kokunun önlenmesi ve solunum yollarına gelebilecek rahatsızlıkların engellenmesi için,  tamamen oksijene indirgenmesi gerekmektedir; işlem sonucu kullanılmayan ozon gazı, ozonterapi cihazlarında bulunan yüksek güçlü katalizörlerle parçalanarak oksijene dönüştürülmelidir. (sıcaklık ve yanma riski sebebiyle aktif karbon kullanılmamalıdır). Maksimum çalışma alanı konsantrasyonu 200 µg/m3’dir; Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kapalı alanlarda kullanılabilecek maksimum emisyon konsantrasyonunu 120 µg/m3 olarak belirlemiştir.

Ozonun Ölçümü 

Ozon moleküllerinin morötesi ışınları bölgesinde (Hartley bandı) maksimum 254 nm dalga boyunda UV ışınlarını absorbe etmesi sebebiyle, sürekli ozon konsantrasyon ölçümleri için  bu dalga boyunda fotometrik yöntem tercih edilmektedir ve bundan dolayı uluslararası bir standart haline gelmiştir. 

Kalite Güvence 

Kalite güvence ve kalite kontrol bakış açısından ozonun organik maddelerle yüksek reaktivite göstermesi, ozon üreten tıbbi cihazların yapımında kullanılan malzemelerin dikkatli bir şekilde seçilmesini gerektirir: 

  • Ozon jeneratörlerinde sadece özel materyaller kullanılabilir, örneğin Teflon (PTFE), özel eloksallı alüminyum (sürtünmesiz), V4A-kalitesinde paslanmaz çelik (uzun süreli kullanımda, V2A kalitesi yüzeysel değişime maruz kalır), cam ve seramik
  • Ozon uygulamalarında kullanılan malzemeler için cam, polietilen (PE), polipropilen (PP) ve PTFE gibi “ozona dirençli” malzemeler söz konusu olmaktadır
  • Diğer plastikler ;özellikle enjektör pistonlarındaki  plastikler silikon kaplı olmalıdır
  • Reinfüzyonda kullanılan medikal  şişeler yalnızca camdan yapılmalıdır; genel amaçlı olarak hastanede kullanım için yumuşak PVC’den yapılmış olan plazma veya kan torbaları ozona dirençli DEĞİLDİR.
  • Ozona dirençli olmayan yumuşak polivinil klorürden (PVC) yapılmış plazma ve kan torbaları kullanılamaz. Bunun sebebi, ozon ve plastik madde arasındaki tepkimeler sebebiyle, ve özellikle gereken etkinin elde edilmesi için 5 dakikaya kadar süre gerektiren O3 kan tedavileri sırasında,xenobiyotik ve/veya toksik maddelerin açığa ­çıkabilmesidir. Plastikteki yumuşatma maddelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan hidrojen peroksit veya fitalik asit esterleri gibi maddeler sadece ozonun beklenen faydalı etkilerini bozmaz, aynı zamanda hastanın sağlığına da zarar verir.
  • Ozonlanmış su hazırlamak ve saklamak için yalnızca camdan yapılmış ve olabildiğince küçük hacimli (örneğin, 250 ml) konteynerler kullanılmalıdır; bunlar tamamen doldurulmalı ve iyi bir şekilde kapatılmalıdır [ O3-dayanıklı malzeme ile].
  • Ev hastalarında ozon/oksijen karışımlarını taşımak için steril, silikonlanmış 50-ml tek kullanımlık enjektörler (ozon yarılanma ömrü: 55 dakika) kullanınız. Bkz. Resim 2-3. 

Ozon jeneratörleri ve tedavide kullanılan tek kullanımlık malzemeler, Avrupa Birliği (93/42 EC) MDD’ye (Tıbbi Cihaz Yönetmeliği) uygun olmalıdır ve denetleme makamlarının numarasını içeren CE işareti ile etiketlenmiş olmalıdır. Üreticilerin ilgili geçerli sertifikaları belirtmeleri gerekmektedir.

Medikal Ozonun Terapötik Uygulaması 

Sistemik Uygulama Olarak Ozon ile Majör Otohemoterapi (MAH)

MAH kalite güvence ve prosedürleri için temel prensiplerin oluşturulması, aşağıdakiler yanlış uygulamaların kaliteyi bozucu faktörler olarak tanınması ve tamamen kaçınılması durumunda başarılı ve faydalı olacaktır:

1) Basınç altında yapılan intravenöz enjeksiyonlar ve transfüzyonlar hava embolilerine neden olur,

2) O3 gazının PVC (polivinil klorid) torbalarda uygulanması ozona dayanıklı olmadığı için bu torbaların kullanımı sonucunda ksenobiyotik madde formasyonu meydana gelmektedir bundan dolayı Cam şişe kullanılmalıdır.

3) Jeneratörün çıkış valfi ile şişe  arasında doğrudan (bakteri filtresiz) ve hortum bağlantısı yoluyla O3/O2 gaz karışımının geri çekilmesi (kanla retrograd kontaminasyon oluşturur)

4) Gereken şekilde dezenfekte etmeden, temizlemeden ve sterilize etmeden enjektörlerin birkaç kez tekrar kullanımı. 

Endikasyonlar ve Uygulama Yöntemleri

MAH tamamlayıcı tedavi olarak belli başlı durumlarda kullanılmaktadır. Bunlar;

Arteriel dolaşım bozuklukları
  • periferik arter dolaşım bozuklukları
  • serebral dolaşım bozuklukları (İnme)
  • oküler dolaşım bozuklukları (retinopatiler)
  • iç kulak dolaşım bozuklukları (ani duyma kaybı , kulak çınlaması)

Anjiyopati

  • özellikle diyabetik anjiopati

Virüs kaynaklı hastalıklar

  • Hepatit B ve C
  • herpes simplex, herpes zoster
Genel bağışıklık sistemi yetmezliği
  • Genel zayıflık, geriatride, genel tıp tedavilerinde tamamlayıcı olarak.

Onkolojide tamamlayıcı tedavi olarak.

Ortopedi ve romatolojide kronik enflamatuar hastalıklarda  

Kontrendikasyonlar 

  • Glikoz-6-fosfat dehidrojenaz yetmezliği (favizm, akut hemolitik anemi)
  • Kontrolsüz hipertiroidizm
  • Hamileliğin ilk 3 ayında
  • MAH lösemide endike değildir.  

Prosedür 

MAH’de, steril koşullar altında, 50-100 ml venöz kan hastadan  sodyum sitratlı bir vakum şişesine alınır, burada ozon / oksijen gaz karışımı kana eklenir – ekstrakorporeal (vücut dışında) olarak kapalı, steril ve basınçsız bir sistemde – ve damla infüzyonu yoluyla hastaya geri verilir. (Resim 4, Tablo 1 ve 2). Teknik olarak, kullanılan “medikal ozon”, aslında en saf ozon ve medikal oksijen (0.05-5% (Hacim) ozon = 1-100 µg/ml ozon + 99.95-95% oksijen) karışımıdır. Doğada ortaya çıkan ve antropojenik, saf olmayan ozonun aksine, medikal ozonun miktarı tam olarak belirtilir (10-40 µg ozon / ml kanda). 

Ozon/oksijen karışımı hastanın kanına eşit ve homojen olarak geçmelidir ve kısa reaksiyon süresinde (1 saniyeden düşük) olabildiğince büyük bir reaksiyon yüzeyi oluşturmak için tercihen mikro kabarcık –micropearl- sistemi kullanılmalıdır. Böylelikle , neredeyse tüm Eritrositler  ve Lokositler ozon ile mümkün olduğu kadar çok reaksiyonuna girerek maksimum etki sağlanır.Gaz karışımındaki oksijende  şişedeki sıvı seviyesinin üzerinde O2 gazı tabakası oluşturur Vücut dışında kanla teması takiben, hiçbir ozon molekülü ve hiçbir oksijen molekülü hastanın vasküler sistemine girmez. Yalnızca ozon ile kanın hücresel bileşenleri arasındaki reaksiyon sonucu ortaya çıkan ürünler; örneğin, radikal olmayan ozon hidroperoksitler vücuda geri verilir. Membran lipitleri gibi organik maddelerin varlığında, yüksek reaktiflik gösteren ozon molekülünün ömrü çok kısadır (< 1 saniye), ve yeniden transfüzyon öncesi seviyesine iner.

MAH Uygulaması sırasında gerekli malzemeler :

  • Alkol bazlı el dezenfektanları
  • Alkol bazlı cilt dezenfektanları veya plastik folyoda vakumlu paketlenmiş steril alkollü gazlı bez     

    §         Steril ham pamuk veya gazlıbez

  • Hipoalerjenik enjeksiyon flasteri
  • Steril kaplama bezi

Aseptik prosedürler dahil MAH uygulaması 

  • Özel bir el dezenfektanından 3-5 ml kullanarak her iki eli de gereken şekilde dezenfekte ediniz ve en az 30 saniye olarak belirtilen tesir süresini bekleyiniz; stabil virüslerle (HBV, HCV, HIV) olası kontaminasyon durumunda, bu süre 5 dakika olmalıdır. Her koşulda tercih edilen bir tedbir olan koruyucu (ameliyat) eldivenlerin giyilmesini teşvik etmek bu detaylı tedbirlerin amacıdır.
  • Tedavi için gerekli olan ve yukarıda belirtilen ekipman ambalajından çıkarıldıktan sonra (Tablo 1) gereken alana steril bez üzerine yerleştiriniz; daha sonra, tüm sistemi hazırlamak için renkli şekilde işaretlenmiş steril bir bez kullanınız.
  • 250-ml vakumlu şişenin koruyucu kapağını çıkarınız; tercih edilen yöntem, üstten ve alttan iterek her iki baş parmağı da kullanmaktır. Bir cilt dezenfektanı püskürterek tıpayı dezenfekte ediniz ve kurumasını bekleyiniz (etki göstermesi 1 dakikadan fazla sürecektir)
  • Klempleri kapayınız ve “germ stop” sisteminin iğnesini kapak üzerinde işaretlenmiş olan çarpıdan içeri batırınız (mikro kabarcık sistemi).
  • Transfüzyon setinin klempini kapatınız, delme yoluyla kapakta işaretlenmiş olan büyük daireye batırın.
  • Jeneratörün üzerindeki teflon kaplı adaptörden O3/O2  gaz karışımını tek kullanımlık steril ve silikon kaplı 50 ml lik  enjektöre çekiniz (olası yapışmayı önlemek için enjektör pistonunu önceden gevşettikten sonra). Enjektör jeneratörde var olan basınç ile doldurulur. Enjektörü gereken şekilde bir kez daha gaz ile temizleyiniz. Kalan ozon katalizör yardımıyla tekrar saf oksijene dönüştürülür. Bu şekilde, jeneratörde de enjektör de hasta ile doğrudan temasa girmemiş olacaktır. Kuru ozonun mikrobisit, virüs etkinliğini durdurma veya dezenfekte etme görevini yapamadığını unutmayınız; bu yüzden, bakteriyel filtre ve enjektör yalnızca tek seferlik olarak kullanılabilir.
  • 50 ml gaz karışımı ile doldurulmuş olan enjektörü “germ stop” (“mikrop durdurma”) sisteminin bakteri filtresinin ucuna takınız.
  • Bir cilt dezenfektanı püskürtme ve bunu sterilize bir pamuk ya da gazlı bez (vakumlu pakette) ile dağıtma yoluyla tamamen nemlendirerek, enjeksiyon bölgesi (kol damarı) çevresinde hastanın cildini gereken şekilde dezenfekte ediniz; en az 1 dakika etkisini göstermesini bekleyiniz. Vakum şişeye giden transfüzyon seti ucundeki  kelebek ile hastanın yaklaşık 50 ml kanını alınız ve kelebeği flaster  ile sabitleyiniz.
  • Vakumlu şişeye O3/O2 gaz karışımını bakteri filtresi aracılığı ile veriniz ve gazın küçük kabarcıklar şeklinde kanın içinde engelsiz bir akış sağlayınız ve böylece ozon ile kan hücreleri arasında istenen reaksiyonu oluşturunuz. Kandan geçtikten sonra, kalan oksijen sıvı yüzeyinin üstünde şişede toplanır
  • Vakum şişeyi dikkatli bir şekilde çeviriniz, havanın alınması ve ozona tabi tutulmuş kanın basınçsız yeniden transfüzyonu için  enjektörü çıkarınız
  • İşlem bitiminde  kelebeği damardan çıkarınız, steril pamuk ya da gazlıbez kullanarak infüzyon noktasının üzerini hafifçe kurulayınız ve daha sonra bir basınçlı flaster ile kapatınız.

Reinfüzyon Tedavisinde Ozon Konsantrasyonları ve Dozu

Son 18 yılda yapılan temel araştırmaların sonuçlarına dayalı olarak, pratikte belirlenmiş olan ozon konsantrasyonları ve gereken toplam ozon miktarı somut anlamda belirtilebilmektedir.

Aşağıdaki kullanılan konsantrasyonlar mililitre başına mikrogram (µg/ml) standart ölçüm birimiyle belirtilmiştir ve aşağıdakilerden hangilerinin tartışıldığına da dikkat edilmelidir:

- ozon/oksijen karışım ml’si başına µg (mikrogram) ozon,

- kan ml’si başına µg(mikrogram) ozon, veya

- toplam kan miktarı başına µg olarak toplam ozon miktarı veya tedavi başına µg olarak toplam ozon miktarı.

Ozon dozajı, tedavi başına 500 µg’den maksimum 4000 µg’ye kadar ozon içerir ve 50 ila 100 ml arasında bir miktarda kan kullanır. Zaman zaman tavsiye edilen 300 ml kan miktarı kabul edilmemelidir; çünkü, bu özellikle yaşlı veya dekompanse hastalarda hemodinamik açıdan bir risk oluşturabilir. Kan tedavisinde, tüm kanda 80 µg/ml veya üzeri ozon konsantrasyonları da kabul edilmemelidir; çünkü, hemoliz riski artar (ml olarak tüm kanda 100 µg ozon için %10’a kadar), 2,3-difosfogliserat (2,3-DPG) düşer ve sonuç olarak, immünokompetan hücreler etkinleştirilemez. Ampirik olarak, majör otohemoterapide, ml olarak tüm kanda 10 ila 40 µg arasında ve istisnai durumlarda 60 µg ozonun, açık bir şekilde hücre metabolizmasını etkinleştirdiği ve immünomodülatör etkileri olduğu ve aynı zamanda hücre içi antioksidanlarda düzenleyici etkisi olduğu görülmüştür.
 

 

Endikasyon

 

µg olarak O3 miktarı

 

Tedavi frekansı

 

Tedavi sayısı

 

 

  1. Arteriel dolaşım bozuklukları

 

Serebral ve periferik, Evre II 50 ml kanda 800 – 1000 µg Haftada 2 kez Yılda 2—3 kez 10 tedavi serisi
Evre III ve IV 50 ml kanda 1000 – 1500 µg Önce günlük, sonra haftada 2 kez  
 

  1. İmmünoaktivasyon

 

Geriatrik hastalar 800 – 1500 µg Haftada 2 kez Yılda 2—3 kez 10 tedavi serisi
Enfeksiyona karşı koruyucu 1000 – 1500 µg Haftada 2 kez Yılda 2 kez 6 tedavi serisi
Kanser tedavisinde adjuvan 500 µg – 1000µg Haftada 2 kez Yılda birkaç kez 10 tedavi serisi:

1. tedavi serisinden sonra ayda 2 tedavi (sürekli olarak)

   

       3.   Enfeksiyonlar

Hepatit, A, B, C     Birkaç seri
    Akut 70 – 100 ml kanda 2000 µg Günlük Kontrole göre
Hafifleyen 1500 – 2000 µg Haftada 2 kez Kontrole göre
Kronik 1000 -1500 µg Haftada 1 – 2 kez Kontrole göre
Herpes zoster      
Akut dönem 50 – 100 ml kanda 2000 µg 1. haftada her gün 10 tedaviden oluşan 1 seri
Akut sonrası 50 ml kanda 1000 -1500 µg Haftada 2 kez Kontrole göre
 

  1. Enflamatuar durumlar

 

Romatoid artrit      
Akut aşama 50 ml kanda 1500 µg Başlangıçta hergün, daha sonra haftada 2 kez En az 10 tedavi
Kronik aşama 50 ml kanda 1000 µg Haftada 2 kez, daha sonra ayda 2 kez Kontrole göre

Tablo 3. Majör Otohemoterapide (MAH) reinfüzyon tedavisi için tavsiye edilen ozon dozları

Rektal Ozon/Oksijen İnsuflasyonu

Bu yöntem, ozon terapisinde kullanılan en eski uygulama biçimlerinden biridir. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalara ve kapsamlı bir proktolojik çalışmaya dayalı olarak, O3/O2 gaz karışımı ile rektal insuflasyon bir sistemik terapötik form olarak artan bir şekilde kullanılmaktadır ve şimdiden MAH’ye bir alternatif olarak görülmektedir (pediatride tercih edilen bir yöntemdir).

Endikasyonlar

Lokal

  • Ülseroz kolit
  • Proktit, aşama I ve II
  • Anal fistüller ve fisürler

Sistemik

  • MAH için belirtilen endikasyonlar
  • Hepatit B ve C
  • İmmünomodülasyon için (onkolojide tamamlayıcı yöntem)

Yöntem

Bir rektal insuflasyon seti aşağıdakilerden oluşur:

Kilit valfi bulunan bir ozon torbası, çek valfi bulunan 150 ml hacminde doz puarı, luer/luer kilitli ara bağlantı hortumu veya 50 ml silikon kaplı tek kullanım enjektör ve rektal kateter.

Dozaj

  • Sistemik: 10-25 µg ozon/ml oksijen gaz karışımı, hacim 150-300 ml; çocuklar için: 10-20 µg/ml, hacim 10-30 ml 
  • Lokal: ülseroz kolitte, yüksek O3/O2 konsantrasyonları (60-80-100 µg/ml) ve küçük hacimler (50 ml) uygulanır; kanama durduğunda, bu 30-20 µg/ml’ye düşürülür ve sonrasındaki sistemik etkinlik: 10-20 µg/ml, 150-300 ml hacim. 

Rektal ozon uygulaması basit, düşük maliyetlidir ve dozajlara tam anlamıyla uyulduğunda pratik olarak yan etki barındırmaz.

Proktit ve proktokolitte bir yardımcı terapi olarak, rektal insuflasyon bilimsel olarak temellendirilmiştir ve tavsiye edilmektedir. Rektal O3 insuflasyonu, pediatri, spor hekimliği, geriatride ve onkolojide tamamlayıcı bir yöntem olarak giderek artan bir şekilde kullanılmaktadır. 

Ozonla Minör Otohemoterapi

Bir nonspesifik immünostimülan terapi olarak.

Endikasyonlar

  • Akne vulgaris (yaygın akne)
  • Alerjiler
  • Kanser tedavisinde yardımcı olarak
  • İmmünoaktivasyon

Minör Otohemoterapide, aseptik koşullar altında, 2-5 ml kan intravenöz olarak alınır ve bir steril, pirojensiz 30 ml tek kullanımlık enjektöre (ozon-oksijen karışımını taşıyan) çekilir ve 10 ml O3/O2 gaz karışımı ile karıştırılır, kuvvetli bir şekilde çalkalanır ve ventrogluteal bölgede kas içine yavaş bir şekilde yeniden enjekte edilir. Ozon konsantrasyonu: 10-20 µg/ml.

(uyarı: ozon jeneratöründen kan içeren bir enjektörü asla doldurmayınız!)

(Önce ozon sonra kan enjektöre çekilir) 

Topikal Ozon Uygulamaları

Birinci Dünya Savaşı sırasında  uygulanmış olarak, O3/O2 gaz karışımının topikal olarak cilde veya yaralara lokal uygulanmasında ozonun dezenfektan ve koku giderici etkisi öne çıkmıştır. Şu anda biliniyor ki; O3/O2 gaz karışımlarının topikal uygulaması ile, ozonlanmış su veya ozon kremi (ozonitler), artan bir başarı oranıyla kullanılarak yara iyileştirme etkisi oluşmaktadır.

Endikasyonlar

  • Harici ülserler (ulkus kruris, dekübitus ülserleri)
  • Yanıklar ve süperenfekte yanıklar
  • Cilt lezyonları (yaralar)
  • Lokal enfeksiyonlar ( herpes simplex, herpes zoster, mikoz)
  • Göz yaralanmaları ve enfeksiyonları.

Uygulama şekilleri

  • Ozonlanmış su (akut tedavi: örn, yaralanmalar, yanıklar, ülserler, intraoperatif  yıkama olarak)
  • Ozona dirençli plastik torbalarda basınçsız trans cutanöz banyo şeklinde uygulama (ulkus kruris, immün vaskülit)
  • Kupa ile düşük basınçlı ozon uygulaması (örn, dekübit )
  • Düşük basınçlı plastik torbada (“Rokitansky torbası”) (örn, diyabetik kangren) O3 gaz uygulaması
  • Uzun süreli tedavi için ozon kremi (ozonitler): örn, lezyonlar, yanıklar. 

Ozonlanmış Su 

Topikal uygulamalarda, ozonlanmış suyun kullanılması artık önem kazanmaktadır. Ozon suda moleküler haldedir;  üç atomlu moleküler oksijen olarak bulunur. Bidistile su (aqua bidestillata) ve yüksek kalitede bir ozon jeneratörü kullanırken, oda sıcaklığındaki her ml su için yaklaşık olarak 20 µg ozonluk bir maksimum doygunluk elde edilebilir. Uzun süreli etkisi bulunan ozon kremi gibi ozonitlerin aksine, ciltle teması halinde anında tepki gösterir. 

Endikasyonlar
  • Lokal enfeksiyonlar
  • Ulkus kruris
  • Dekübit ülserler
  • Mikoz, mikotik enfeksiyonlar
  • Herpes simplex ve herpes zoster (gerektiğinde subkütanöz ozon enjeksiyonları dahil olmak üzere)
  • Yanıklar ve süperenfekte yanıklar
  • İntraoperatif yıkama
  • Göz yaralanmaları ve enfeksiyonlar
  • Cerrahi yaralar (iyileştirme: primer veya sekonder)
  • Travmatik veya bakteriyel kökenli ödemler.

Yöntemler ve Dozaj

5-15 dakika boyunca, 100 µg/ml O3 konsantrasyonunda  ozon/oksijen gaz karışımının (10 dakika) ya da 60-80 µg/ml ozon /oksijen gaz karışımının(15 dakika) yaklaşık 40 cm su kolonu bulunan 1 litre bidistile suyun içinden küçük kabarcıklar şeklinde geçmesine izin veriniz. Bidistile suda, ozonun yarı ömrü, oda sıcaklığında yaklaşık 10 saattir ve konsantrasyon 20 °C’de yaklaşık 18-24µg/ml olarak kalır. Buzdolabında, ozonlanmış bidistile su yaklaşık 5 gün tutulabilir. Daha yüksek doz mümkün değildir; çünkü, ozonun suda çözünürlüğü, bidistile suda yaklaşık 24 µg/ml ile sınırlıdır. Ozonlanmış su, temel olarak ağrı giderici, dezenfektan ve antiflamatuar etkileri sebebiyle ve aynı zamanda enfeksiyonlu ve enfeksiyonsuz akut ve kronik yaralanmalarda doku uyarıcı özellikleri sebebiyle uygulanır ve bunlar artan bir başarıyla uygulanmaya devam etmektedir. Ön planda ise, perifokal ödem eliminasyonu görülecektir. Cerrahide, dental tıpta ve özellikle ağız cerrahisindeki gibi intraoperatif olarak, ozonlanmış su yıkama amaçlı  kullanılmaktadır. Primer yaraların iyileşme zamanı kısaltılır ve iritasyonsuz hale getirilir. Birkaç vakada, uzun süreli tedavi ozonlu krem kullanılarak devam ettirilebilir. 

Ozon kremi (Ozonitler ve Peroksitler) 

O3 ve doymamış yağ asitlerinin tepkime ürünleri olarak, ozon peroksitler ve ozonitler de yaranın iyileşmesinde uyarıcıdır ve bu da hayvanların da dahil olduğu bir çalışmada yanıklar ve mekanik yaralanmalarda gösterilmiştir.

Peroksidik yağlar, yaralanmalar, yanıklar ve cilt ve tırnak mantarı gibi lokal enfeksiyonların tedavisinde ve ulkus kruris ve dekübit ülserlerin takip eden tedavilerinde kullanılmaktadır. 

Transkütanöz Gaz Banyosu Olarak (Torbalama) Topikal Tedavi 

Transkütanöz “ozon gazına daldırma” yöntemi, geniş, derin topikal enfeksiyonlarda tercih edilen bir yöntemdir. Burada, tedavi edilecek ekstremiteyi ya da ilgili organ üzerindeki alanı nemlendirdikten sonra,  kapalı, ozona dirençli plastik torba içinde ya da özel, düşük basınçlı bir “bot” kullanarak  hafif vakumda ya da bir alçak basınçlı kap içinde doğrudan O3 gazı uygulama işlemi yapılır.

Endikasyonlar

  • Cilt lezyonları, yanıklar, süperenfekte yaralar (cerrahi yaraları), diyabetik ayak, flegmonlar (erysipela)
  • Geniş yüzey, açık ve derin kronik ülserler, muhtemelen enfekte, dekübit ülserler. 

Transkütanöz ozon gazına daldırma işlemlerinde ya da enfekte ülserlerin tedavisinde kullanılan düşük basınçlı  kupa uygulamalarda, tedavi edilecek alan nemlendirildikten sonra, O3/O2 karışımı ilk olarak yüksek konsantrasyonlarda (70-100 µg/ml) uygulanır. Düşük konsantrasyonlarda (< 40 µg/ml) mikrobisidal ve virüs etkisizleştirme etkileri zaten devreye girer. Yaranın iyileşmesi başladığında, konsantrasyon yeniden düşürülebilir(< 20 µg/ml) ve böylece, iyileşme süreci devam ettikçe ozonun metabolik olarak uyarıcı ve immünomodülatör etkisinden tam surette yararlanılır.

Alçak basınçlı ozon tedavisi bir monoterapi değildir; diğer yara tedavisi şekilleri (biyo uyumlu bandajlar, yara temizleme, gerektiğinde enzimler), yaranın durumuna ve mevcut kurallara uygun olarak devam etmelidir. Ozonun hafif subatmosferik koşullara bağlı hiperemik etkileri iyileşme sürecine katkıda bulunur. 

Intraartiküler Ozon Enjeksiyonları

Akut ve kronik ağrılı eklem koşullarında, intraartiküler ozon enjeksiyonları hızlı bir şekilde ağrının dindirilmesi, dekonjesyon, berelerin yok edilmesinde (hematomalar),  ısı azalmasına  yardımcı ve hareket kabiliyetini arttıran tamamlayıcı tedavi yöntemidir. Buna, kronik patolojik semptomlar ortaya koyan diz ve omuz eklemleri dahildir.

Endikasyonlar
  • Romatizmal ve dejeneratif tipte hastalıkların ve eklem yaralanmalarının (artroz, artropati) semptomları
  • Aktif gonartroz, omuz ekleminde hareket kısıtlılığı ve omuz ekleminin akut  hastalıklarında
  • Kireçlenme ve son aşamasında ağrılı kısıtlayıcı hareketlere neden olan kronik omuz eklemi koşullarında.

Intraartiküler ozon enjeksiyonu, özellikle enflamatuvar ve dejeneratif kemik ve eklem hastalıkları ve post-travmatik koşullar (örneğin, spor yaralanmalarından sonra) ve büyük eklemlerin cerrahisinin dahil olduğu ve ek MAH’nin destekleyici ve stabilize edici bir fonksiyonunun olduğu ortopedik uygulamalarda artan bir başarıyla uygulanmaya devam etmektedir. 

Verim

Ozon uygulamasından önce, standart enjeksiyon noktalarına yavaş etkili bir lokal anestetik ile girilebilir. İntraartiküler ozon enjeksiyonlarında, yaklaşık 20 ml hacimli omuz ve diz, periartiküler ve subkutanöz infiltrasyonlarda 10 ml’lik bir hacim kullanılmaktadır. Her iki durumda da, ozon konsantrasyonu 10-15 µg/ml’dir. 

Bir ozon/oksijen gaz karışımının intraartiküler enjeksiyonu steril sisteme (eklem) invaziv müdahale olarak kabul edilmelidir ve özel olarak katı aseptik önleyici tedbirler altında uygulanmalıdır (Tablo 4). Buna ek olarak, ozon jeneratörü, her gün kullanımdan sonra hijyen kuralları yerine getirecek şekilde temizlenmelidir (bkz. üreticin talimatları), ve ek olarak kanla kontamine olması halinde, muadil maddelerle (yüzey dezenfektanları) ile nemli bir şekilde silinerek dezenfekte edilmelidir. Jeneratörün düzenli bakımı da hijyenik güvenlik olarak sayılmalıdır. Tavsiye edilen aseptik adımlar, çoğunlukla “Alman Ortopedi ve Travmatoloji Derneğii” Ortopedi Doktorları Profesyonel Birliği ve Hospital Hygiene Work Group tarafından yayınlanan “Intraartiküler Enjeksiyon Prosedürleri Kılavuzu”nda belirtilenlere uymaktadır. Bu kılavuzlar, tıp uzmanları ve mahkemelerde resmi olarak tanınan standarttır ve bunlara dikkatli bir şekilde riayet edilmelidir. 

İntraartiküler enjeksiyonlarda, enfeksiyonun önlenmesi için özel aseptik önleyici tedbirleri alınması gerekmektedir! [bkz. örneğin, “Alman Ortopedi ve Travmatoloji Birliği” (Deutsche Gesellschaft für Orthopädie und Traumatologie) Kılavuzu] Uyarı: Enjeksiyon alanında ve çevresindeki bölgede genel veya lokal enfeksiyonları ve cilt lezyonlarını önlemek için; 

  • RKI/DGHM’de belirtilen (veya dengi) alkol tabanlı bir deterjan kullanılarak hijyenik el dezenfeksiyonu uygulanmalıdır. Etkisini göstermesi için 30 saniyeden fazla bekleyiniz. HBV veya HCV v.b. virüs taşıyıcılarından şüphe duyulması halinde, tedavi öncesinde 5 dakika bekleyiniz ya da daha da iyisi steril tek kullanımlık cerrahi eldivenler kullanınız!
  • Alternatif olarak: cerrahi el dezenfeksiyonu sonrasında, steril cerrahi eldivenleri, steril koruyucu elbiseleri giyiniz ve enjeksiyon alanı etrafında steril giysi örtüleri kullanınız (örneğin, tedavi edilen bölge üzerinde hastanın cildiyle temasa geçildiğinde)
  • RKI/DGHM’de listelenen (veya dengi) alkol tabanlı bir dezenfektan kullanılarak tedavi alanında cildin dezenfekte edilmesi: alanın üzerine rahat bir şekilde püskürtünüz ve bir steril gazbezle yumuşak bir şekilde ovunuz. Etkisini göstermesi için 1 dakikadan fazla bekleyiniz. 
  • Ozon jeneratörünün teflon valfinden belirtilen miktarda medikal ozonu / oksijen gazını bir steril, silikon kaplı 50 ml tek kullanımlık ve önceden bağlı bakteriyel filtresi olan enjektör ile çıkarınız. 
  • Uzun, ince ve steril bir tek kullanımlık kanül kullanarak, örneğin, 0.8 x 40 mm  ya da 0.6 x 60 mm, ozon/oksijen gaz karışımını enjekte ediniz.
  • Enjeksiyon bölgesini hemen bir steril hızlı etki gösteren yara bandı ile kapatınız.

Tablo 4. İntraartiküler ozon enjeksiyonu aseptik prosedürü 

Subkütanöz ve İntrakütanöz Uygulama (0,2-0,5 cc hacminde küçük O3/O2  gaz enjeksiyonları)

Endikasyonlar

  • Herpes zoster
  • Nöral terapi
  • Tonanaljetik sistemler 

İntradiskal Enjeksiyonlar 

İntradiskal enjeksiyonlar, hastanelerin ilgili departmanlarında görüntüleme sistemi kontrolü altında olmadığı takdirde uygulanamaz, bkz. özel yayınlar. 

İstek üzerine Yayın Listesi.

Medikal ozon kullanımına ilişkin bu kılavuzlar, yaklaşık olarak 40 yıllık tecrübelere ve ulusal ve uluslararası dergilerde ve el kitaplarında yayınlanmış olan bilimsel literatüre dayanarak oluşturulmuş ve değerlendirilmiştir.

“Ozonun Koruyucu ve Tedavi Amacıyla Kullanımında Alman Tıp Birliği” 1971 yılında kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kurulmuştur.

İsviçre, Avusturya ve İtalya’daki kardeş derneklerle birlikte, “Avrupa Medikal Ozon Dernekleri Konfederasyonu”  adıyla Avrupa Ozon Birliği 2002 yılında kurulmuştur.

Amacı, ozon terapisini olabilecek en büyük kapsamda standart hale getirmektir. Aynı şekilde, konfederasyona üye dernekler karşılıklı olarak eğitim seminerleri düzenleyerek bilginin paylaşılmasını ve yayılmasını hedeflemektedir ve böylelikle, ozon terapisinin tüm endikasyonları ve uygulama yöntemleri için sağlıklı ve güvenli bir yapı oluşturulması planlanmaktadır. Uzun vadeli bakıldığında, toplu bir hedef olarak bir Avrupa Birliği Standardı Belgesi olarak gösterilebilir.

2006 yılında iki birlik Avrupa Ozon Birliğine katıldı: Şubat 2006’da ilk bilimsel kongresini Kahire’de gerçekleştiren Mısır Ozon Derneği ve ilk Uluslararası Medikal Ozon Kongresi’ni Haziran 16 – 18, 2006 tarihinde İstanbul’da gerçekleştiren Türkiye Medikal Ozon Oksijen Derneği (MODER).

Bu ilkeler değerlendirilmiş ve kabul edilmiştir

TTB Ozon Ücretleri İçin Tıkla

2010-02-12 admin
EK

TTB Asgari Ücret Tarifesi Kitabına (Mayıs 2008 baskısı ) Yapılan Ekler Listesi
ANESTEZİ VE REANİMASYON(ALGOLOJİ-AĞRI TEDAVİSİ UYGULAMALARI)

(A) Priformis adele enjeksiyonu(tek nokta) 30
(A) Tetik nokta ozon enjeksiyonu (Tek nokta) 30
(A) Büyük/Orta/Küçük eklem içi ozon enjeksiyonu (Tek eklem için) 100
(A) Omuz eklem kompleksi bloğu (Tek omuz için) 150
(B) Frenik sinir bloğu 100
(B) İntraskapuler sinir bloğu 100
(B) İntraskapuler sinir RFT 250
(F) Splanknik RFT(tek seviye) 300
(F) Sakral DRG-RFT 300
(H) Perkütan sakral nörostimülator elektrod implantasyonu 350
(H) Kateter(subkütan) implantasyonu spinal-epidural 350
(K) Ozono-nükleosis(tek seviye) 250
(K) Perkütan laser diskektomi(tek seviye) 350

 NÜKLEER TIP

KEMİK MİNERAL YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ  
Bütün vücut çalışma 70
Vertebral çalışma (AP+lateral) 50
Femur proksimali çalışması(HIP) 50
Bölgesel kemik çalışması 50

HASTALAR İÇİN UYARI

2010-02-12 admin

Hastalar için uyarı
Ozon tedavisinin henüz yönetmeliği olmadığı için ülkemizde bazı uygulama yöntemlerinin geçerliliği sorgulanamamaktadır. Ozon tedavisi ile ilgili yapılan en büyük hatalardan bir tanesi major tedavi sırasında KAN TORBALARININ KULLANILMASIDIR.

Kan almak, saklamak ve gerektiğinde yeniden ihtiyacı olanlara verilmek üzere tasarlanmış kan torbalarının yapımında ana madde olarak Poly Vinil Chloride (PVC) kullanılır. Pencereler, su damacanaları, pet şişeler vb.den tanıdığımız bu ürün serttir ve kan torbalarında bu sert ürünü elastik hale getirmek için fatalit denen fatalik asit esterleri kullanılır. Normal kan ile reaksiyona girmeyen bu kimyasal madde, güçlü bir oksitleyici olan ozon ile reaksiyona girer. Sonuçta kan torbasından ayrılan bazı kimyasallar kana karışır ve hem ozon tedavisinin etkinliğini azaltır hem de zararlı maddelerin vücuda girmesine neden olur. Bu nedenle Avrupa’da ozon tedavisinde kan torbası kullanılması kesinlikle yasaktır.

Ozon tedavisi için DAİMA OZONA DAYANIKLI MALZEMEDEN ÜRETİLMİŞ (nötral cam, teflon, paslanmaz çelik vb.) ve onaylı malzeme kullanılmalıdır.

Ülkemizde az sayıda merkezde kan torbası kullanıldığı bilinmektedir. Etik ve ahlaki bir sorun olarak değerlendirdiğimiz bu durum sağlığınız için büyük risk taşımaktadır. KAN TORBASI İLE OZON TEDAVİSİ UYGULAMASINI KABUL ETMEYİNİZ. Daima ozona dayanıklı malzeme ile ozon tedavisi için özel üretilmiş setleri kabul ediniz.

ÖZOFAGUS YANIKLARINDA OZON

2010-02-12 admin

GATA ÇOCUK CERRAHİ VE FİZYOLOJİ AD ORTAK ÇALIŞMASI JOURNAL OF PEDİATRİC SURGERY’YE KABUL EDİLDİ. “ÖZOFAGUS YANIKLARINDA OZON TERAPİ”

The efficacy of ozone therapy in experimental caustic esophageal burn

Ahmet Guvena,, Gokhan Gundogdua, Serdar Sadirb, Turgut Topalb, Esra Erdoganc, Ahmet Korkmazb, İlhami Surera, Haluk Ozturka

a- Department of Pediatric Surgery, Gulhane Military Medical Academy, Etlik, Ankara 06017, Turkey
b- Department of Physiology, Gulhane Military Medical Academy, Etlik, Ankara 06017, Turkey
c- Department of Histology and Embrology, Gulhane Military Medical Academy, Etlik, Ankara 06017, Turkey
Received 22 October 2007; revised 11 January 2008; accepted 21 January 2008
Key words: Caustic Esophageal Burn;

Ozone therapy;
Antioxidant enzymes;
Lipid peroxidation;
Protein oxidation
Abstract
Introduction: Ozone has been proposed as an antioxidant enzyme activator, immunomodulator and cellular metabolic activator. This study was designed to investigate the efficacy of ozone therapy in the prevention of esophageal damage and stricture formation developed after esophageal caustic injuries in the rat.

Materials and Methods: Forty-five rats were allocated into three groups; sham-operated, un-treatment and treatment groups. Caustic esophageal burn was created by instilling 15% NaOH in the distal esophagus. The rats were left untreated or treated with 1 mg/kg/day ozone intraperitoneally. All rats were sacrificed at 28 days. Efficacy of the treatment was assessed by measuring the stenosis index (SI) and histopathologic damage score, and biochemically by determining tissue hydroxyproline content (HP), superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GPx), malondialdehyde (MDA) and protein carbonyl content (PCC) in esophageal homogenates.

Results: Whereas seven (47%) rats died in the un-treatment group, all rats in the sham-operated and the treatment group survived during the study. SI, the histopathologic damage score, was significantly lower in the ozone-therapy group than the un-treatment group. HP levels were significantly higher in the untreatment group than the group treated with ozone. Caustic esophageal burn increased MDA and PCC levels and also decreased SOD and GPx enzyme activities. In contrast, ozone therapy decreased the elevated MDA and PCC levels and also increased the reduced SOD and GPx enzyme activities.

Conclusion: Ozone has a preventive effect in the development of fibrosis by decreasing tissue damage and increasing the antioxidant enzyme activity in an experimental model of corrosive esophageal injury.

© 2008 Elsevier Inc. All rights reserved.

Ingestion of corrosive substances, leading to stricture formation as a late complication, remains a major health hazard in children [1,2]. This hazard remains despite aggressive accident prevention programs aimed at children and adult education, preventive labeling and packaging, and even legislation limiting the strength and availability of caustic substances [1,3].

Abbreviations: ROS, Reactive Oxygen Species; RNS, Reactive Nitrogen Species; SI, Stenosis Index (SI); MDA, Malondialdehyde; PCC, Protein Carbonyl Content; SOD, Superoxide Dismutase; GPx, Glutathione Peroxydase; HP, Hydroxyproline.

Corresponded author. Tel.: +90 312 3045483; fax: +90 312 3042150.
E-mail address: drahmetguven@yahoo.com (A. Guven).
www.elsevier.com/locate/jpedsurg
0022-3468/$ – see front matter © 2008 Elsevier Inc. All rights reserved.
doi:10.1016/j.jpedsurg.2008.01.064
Journal of Pediatric Surgery (2008) 43, 1679–1684

OZON GAZININ TIBBİ KULLANIMI

2010-02-08 admin

Koruyucu Hekimlik Bülteni’nde yayımlanmıştır.

OZON GAZININ TIBBİ AMAÇLI KULLANILMASI

Mehmet Özler, Şükrü Öter, Ahmet Korkmaz

GATA Fizyoloji AD. Ayrıntılı Bilgi İçin Tel:0(312)-3043601 E-Mail: drakorkmaz@gmail.com 

Özet

Ozon (O3) üç oksijen atomundan oluşan renksiz, keskin kokulu doğal bir gazdır. Yer yüzeyi yakınlarında toksik ve kirletici olan ozon, stratosfer tabakasında zararlı ultraviyole ışınları süzücü rolüyle hayati önem taşır. Keşfinden sonraki ilk yıllarda dezenfeksiyon amacıyla kullanılırken yıllar içerisinde yapılan çalışmalar medikal kullanımını gündeme getirmiştir. Ozon tedavisi belirli bir miktarda ozon/oksijen karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanması olarak özetlenebilir. Ozon/oksijen gaz karışımı intravenöz, intramuskuler, intraartiküler, intraplevral, intrarektal ve intradiskal uygulanabildiği gibi topikal de uygulanabilir. En yaygın ozon uygulanma şekli majör otohemoterapidir. Bu yöntemde hastadan özel bir şişe içerisine alınan 50-270 ml kan ozon/oksijen karışımı ile belirli bir süre temas ettirilir ve daha sonra tekrar vücuda geri verilir (reinfüzyon). Ozon uygulaması esnasında oksidatif stres ve lipid oksidayonu sonucu oluşan hidrojen peroksit ikincil haberci gibi davranarak ozon tedavisinin biyolojik etkilerine aracılık eder. Tekrarlayan ozon uygulamaları sonucunda antioksidan sistem uyarılarak oksidatif strese karşı direnç gelişir. Ayrıca hücre membranında bulunan yağ asitlerinin oksidasyonuna bağlı olarak çeşitli sitokin düzeyleri de artar. Ozon tedavisi özellikle inflamatuar sürecin yoğun olarak yaşandığı ve immün sistemin ön planda yer aldığı fizyopatolojik durumlarda yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu durumlardan bazıları yara iyileşmesi, yaşa bağlı makuler dejenerasyon, iskemik ve infeksiyöz hastalıklardır. Anahtar kelimeler: Ozon, ozon tedavisi, lipid peroksidasyonu

THE USE OF OZONE GAS FOR MEDICAL PURPOSES

Summary

Ozone (O3) is a colorless and sharp odorous natural gas that is composed of three oxygen atoms. Ozone, that is toxic and pollutant near earth’s surface, it is vital in stratosphere by absorbing harmful ultraviolet radiation. Although initial years after being discovered it was used for disinfection, studies conducted have come into question for medical usage of ozone. Ozone therapy may be summarized as administering a particular amount of ozone/oxygen mixture into body cavities or circulation. Ozone/oxygen gas mixture can be applied via intravenous, intramuscular, intraarticular, intrapleural, intrarectal and intradiscal as well as topically. Most frequent ozone administration is major autohemotherapy. In this method, 50-270 ml blood of patient is taken into a special bottle and after contacting with ozone/oxygen mixture for a particular duration, it is re-infused. During this period, hydrogen peroxide produced by oxidative stress and lipid oxidations mediates the biological effects of ozone therapy by acting as a second messenger. Repetition of ozone administration creates resistance against oxidative stress via inducing antioxidative system. Moreover, levels of several cytokine are increased depending on the fatty acid oxidation in cell membranes. Ozone therapy is used as an adjuvant therapeutic modality in the pathophysiological conditions where severe inflammatory processes and immune activation are involved. Some of the examples are wound healing, age-dependent macular degeneration, ischemic and infectious disorders.

Key words: Ozone, ozone therapy, Lipid peroxidation

Giriş

Ozon üç oksijen atomundan oluşan gaz halinde bir moleküldür. Oksijen molekülünün (O2) kararlı haline karşın, ozon (O3), kararsız bir moleküldür. Ozon gazını alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein 1839 yılında keşfetmiştir. Ozon renksiz ve keskin kokulu bir gazdır. Keşfinden sonraki ilk yıllarda dezenfeksiyon amacıyla kullanılmıştır. 1860 yılında Monako şehrinin su arıtma tesisinde dezenfeksiyon amacıyla ozon kullanılmaya başlanmıştır. Ozonun bu dezenfekte edici etkisi güçlü okside edici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Sadece virüs ve bakterileri öldürmekle kalmaz tüm mikroorganizmalar ve toksinlerini de okside edebilir. Ozon ayrıca fenolleri, pestisidleri, deterjanları, kimyasal atıkları ve aromatik bileşikleri de etkili şekilde nötralize edebilir (1,2). Ozon kimyasal yapısı itibariyle radikal özelliği taşımamakla birlikte, florin ve persülfattan sonra, bilinen üçüncü en güçlü oksidan maddedir (3).

Ozon özellikle atmosferin üst tabakalarında oldukça bol bulunan bir moleküldür. Atmosferdeki ozonun %90’ına yakını, yer yüzeyinden yaklaşık 20–50 km yüksekte bulunan stratosfer tabakası içinde yer alır. Geri kalan %10’luk ozon miktarı ise 10–15 km’ler arasındaki troposfer tabakası içinde bulunmaktadır. Atmosferde stratosfer tabakası içerisinde bulunan ozon, ultraviyole radyasyonunun etkisiyle bir taraftan oluşurken, öbür taraftan da yok edilmektedir. Bu işlem ultraviyole radyasyonun değişik frekanslarında meydana gelir (4).

Ozon oluşumunu gösteren tepkime aşağıda gösterilmiştir.

3O2 + 68,4 Kcal → 2O3

Çok reaktif bir gaz olan ozon canlılar için toksiktir. Akciğer ve gözler ozonun toksik etkisine en hassas organlardır. Gözdeki irritasyonu ve akciğere etkileri konsantrasyon, sıcaklık, nem ve maruz kalınan süreye bağlı olarak değişir. Düşük konsantrasyonda ozon inhalasyonu, boğazda irritasyon ve buna bağlı öksürüğe neden olabilir. Yüksek konsantrasyonlardaki inhalasyon ise bronşiyal mukoza ve pnömosit hücresi hasarına bağlı akciğer ödemine kadar varabilir (5,6).

Medikal Ozon ve Etki Mekanizması

Ozonun tıbbi amaçla kullanımının ilk olarak 1880 yılında Dr. John Harvey Kellogg (Battle Creek/Michigan/ABD) tarafından gerçekleştirildiğini yazan kaynaklar bulunmakla birlikte daha yaygın görüşe göre kabul edilen ilk tıbbi kullanımı Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman askerlerinin kangren ve benzeri ciddi yaralanmalarını tedavi eden Dr. Albert Wolff’a dayanır. Bilimsel bir toplantıda ozonun tedavi edici bir ajan olarak gündeme alındığı ilk önemli organizasyon ise 1935 yılında Berlin’de toplanan 59uncu Alman Cerrahi Birliği (59th Meeting of the German Surgical Society) toplantısı olup, burada Dr. Erwin Payr “Cerrahi’de Ozon Uygulamaları” başlığı altında kendi vakalarından oluşan derleme türünde bir sunum yapmıştır (7,8). Bu tarihten sonra 80’li yıllara kadar, ozon tedavisini münferit olarak uygulayan çeşitli hekimler ve araştırmacılar bulunmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren ise tıbbi amaçla ozon kullanımına yönelik gerek bilimsel çalışmalar, gerekse vaka serileri literatürde artmaya başlamıştır.

Ozon tedavisi belirli bir miktarda oksijen/ozon karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanmasıdır; bu karışım intravenöz, intramuskuler, intraartiküler, intraplevral, intrarektal ve intradiskal uygulanabildiği gibi topikal de uygulanabilir (3). Ozon tedavisinin klasik uygulaması haline gelmiş olan yöntem 1974 yılında Wolff tarafından tarif edilmiştir. Bu yöntemde; bir miktar kan (50–270 ml) vücut dışına alınarak, ozona dayanıklı bir şişede 5-10 dakika oksijen/ozon karışımıyla temas ettikten sonra tekrar aynı kişiye geri verilir (ototransfüzyon) (3,9). Bu uygulama şekli majör otohemoterapi (HT) olarak adlandırılmaktadır. Bu tarihten günümüze, daha çok Avrupa’da olmak üzere milyonlarca ozon ototransfüzyon tedavisi yapılmıştır (10).

Ozon reaktif bir molekül olduğu için tıbbi amaçlı kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır:

Ozon, hiçbir zaman saf olarak verilmemeli ve belli oranda oksijenle karıştırılarak uygulanmalıdır. Bu karışımda oksijen %95’den az ozon %5’ten fazla olmamalıdır. Normal atmosfer havasının bu karışıma girmesi engellenmelidir. Çünkü ozonun reaktif özelliğinden dolayı hava ile teması sonucu toksik bir gaz olan nitrojen dioksit (N2O2) oluşabilmektedir. Ayrıca emboliye sebep olmaması için ozon gaz olarak damar sistemi içerisine verilmemelidir. Tüm işlemler sırasında ozona dayanaklı malzemenin (paslanmaz çelik, nötral cam ve teflon) kullanılması gerekmektedir (3).

Ozon, diğer gazlar (O2, CO2) gibi suda çözünebilir. Ozon oksijene göre 1,6 kat daha yoğun ve suda çözünürlüğü 10 kat daha fazla olan bir moleküldür. Saf suda diğer gazlar gibi Henry kanununa göre çözünür. Çözünmesi ısıya, basınca ve konsantrasyonuna bağlıdır. Biyolojik sıvılarda ise ozon oksijenden farklı olarak hızlıca biyomoleküller ile reaksiyona girer. Dolayısı ile HT esnasında uygulanan ozon/oksijen karışımındaki ozon afinite sırasıyla çoklu doymamış yağ asitleriyle, antioksidanlarla ve sistein gibi sülfhidril (SH) grubu taşıyan tiyol bileşikleri ile reaksiyona girer. Ozonun miktarına bağlı olarak karbonhidratlar, proteinler (dolayısıyla da enzimler), DNA ve RNA da bu reaksiyondan etkilenebilir. Tüm bu bileşikler ozon karşısında elektron donörü gibi davranarak oksitlenirler. Sonuçta süperoksit (O2∙-), hidrojen peroksit (H2O2) ve hipoklorik asit(HClO) gibi reaktif oksijen türevleri (ROT) oluşur. Bu reaksiyonlardan en önemlisi doymamış yağ asitlerinin oksidasyonudur. Ana reaksiyon aşağıdaki gibidir (3).

R-CH=CH-R’ + O3+ H2O → R-CH=O + R’-CH= + H2O2

Bu reaksiyonda her hidrojen peroksit ile birlikte iki de lipit oksidasyon ürünü (lipid oxidation products; LOP) oluşmaktadır (11,12). Lipit oksidasyon ürünleri için iyi bilenen örnekler şunlardır; lipoperoksil radikalleri, hidroperoksitler, malondialdehit, izoprostan, alkenaller ve 4-hidroksi-2,3-trans nonenal (HNE) (13-16).

Görülüyor ki, ozonun biyolojik etkilerinin ortaya çıkması için serbest radikallerin varlığı önemlidir. Serbest radikaller, çeşitli patolojik süreçlerin gerek başlatıcısı, gerek ara basamaklarda işe karışabilen, gerekse sonucunda ortaya çıkabilen reaktif maddelerdir. Bunlar, organizmada aerobik solunum sırasında mitokondride ve fagositlerde solunum patlaması gibi çeşitli fizyolojik durumlarda da oluşabilmektedir (17). Aerobik canlılar serbest radikallerin toksik etkilerinden korunmak için antioksidan sistemler geliştirmişlerdir. Non enzimatik olanlar; ürik asit, askorbik asit, protein (özellikle albumin), protein olmayan tiyoller, vitamin E ve biluribindir. Enzimatik olanlar ise süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ile glutatyon peroksidaz (GPx) glutatyon transferaz (GST), glutatyon (GSH) ve glutatyon redüktazdan (GR) oluşan glutatyon sistemidir (12). Son zamanlara kadar oksidatif stresin hücre hasarındaki rolü ve hastalıkların altında yatan patolojik süreçlere etkileri konusuna odaklanılmıştı. Patolojik süreçlerde oksidatif stresin artış mekanizmaları ve etkilerini açıklayan yüzlerce çalışma yapılmıştır (18-23). Yakın zamanda yapılan çalışmalarda ise oksidatif stresin bilinenin tersi etkilerinin de olabileceği görülmüştür. Bu çalışmalarda oksidasyon/redüksiyon (redox) reaksiyonlarının başta hücre içi haberleşme olmak üzere biyolojik mekanizmalarda rol aldığı gösterilmiştir. Artık açık olarak biliniyor ki gerek reaktif moleküller gerekse bunların çeşitli biyolojik moleküllerle reaksiyona girmesi sonucu ortaya çıkan oksidasyon ürünleri düşük konsantrasyonlarda (fizyolojik düzeylerde) hücrede önemli roller üstlenmektedir (23-26).

Ozonun biyolojik etkilerini açıklamak için yapılan çalışmalarda daha çok HT tedavisi model alınmıştır (27-30). HT esnasında uygulanan ozon/oksijen karışımındaki ozon plazmada hızla çözünür. Daha önce bahsedildiği gibi sıvılardaki çözünürlüğü fazla olan ozonun bir kısmı plazmada bulunan antioksidanlar ile reaksiyona girerek bunların miktarlarını azaltır. Bu anlık olaylar sırasında çeşitli ROT de oluşabilmektedir. Bu radikallerin yarı ömrü çok kısa olduğu için, daha kan hastaya geri verilemeden, yani ototransfüzyondan önce bunlar ortadan kalkarak yerlerini lipit oksidasyon ürünlerine bırakırlar. Bu ürünler, büyük oranda kandaki hakim hücre olan eritrositlerin membranlarının oksidasyonu ile ortaya çıkar. Eritrosit membranındaki doymamış yağ asitleri oksidasyona çok duyarlıdır. Yukarıda formülünü de gösterdiğimiz üzere, bu reaksiyonlar sırasında ortaya çıkan hidrojen peroksit, molekül yapısı itibariyle radikal olmayan oksitleyici bir moleküldür (3,12,31).

Hidrojen peroksitin ozonun tedavi edici etkinliklerinin en azından bir kısmından sorumlu – ikincil habercisi gibi davrandığı kabul edilmektedir. İlk etkilerinden biri eritrositlerde 2,3-difosfogliserat düzeyini artırma yoluyla hemoglobin-oksijen ayrışma eğrisinin sağa kaymasına ve böylece oksijenin dokulara daha kolay bırakılmasına neden olmasıdır. Plazmada konsantasyonu artan hidrojen peroksit kolayca hücrelerin içine diffüze olarak; lökosit ve endotelial hücrelerde çeşitli interferon, interlökin ve transforme edici büyüme faktörü (TGF) yapımını da artıran uyarıları tetikler (32). Lipit oksidasyon ürünlerinin yarı ömürleri ise saatlere varabilmekte, dolayısıyla ömrü çok kısa olan ROT’lerin ilk etkileri sonrasında ozonun gecikmiş etkilerinden sorumlu tutulmaktadır. Uzun yarı ömürlerinden dolayı bu ürünler ototransfüzyon ile vücuda verilmiş olur ve dolaşım yoluyla dokulara ulaşarak buralarda çeşitli biyolojik etkiler gösterirler (31,33,34).

HT tedavisi yapılmadan önce kanın antikoagülan verilerek hazırlanması gerekir. Çünkü ozon doza bağlı olarak trombosit fonksiyonlarının artışına neden olmaktadır. Trombosit fonksiyonlarındaki artışın bazı yararlı sonuçları da olmaktadır. Aktive olmuş trombositler içlerinde bulunan büyüme faktörlerini salarak iskemi ve ülserli hastalarda iyileşmeye olumlu katkı sağlar (12). HT sonrası ozonlanmış kanın vücuda verilmesi ile oluşan terapötik etkileri şekil 1’de gösterilmiştir (31).

Şekil 1. Ozon tedavisinin etkileri

Ozonun konsantrasyonuna bağlı olarak artan kuvvetli okside edici özelliği nedeniyle belli bir orandan sonra vücut için de toksik etkisi olabileceği gerçeğini unutmamak gerekmektedir. Doğal olarak, organizmadaki antioksidan savunma sistemleri ozon oksidasyonuna karşı koyacaktır. Plazmanın sahip olduğu geniş antioksidan kapasite ve eritrositlerdeki antioksidan enzimler nedeniyle, kan ozon toksisitesine karşı en dirençli dokudur. HT uygulamaları sırasında plazmada çözünen ozonun burada bulunan antioksidanlar (bilirubin, askorbik asit, SH grubu taşıyan glutatyon ve albumin) ile reaksiyona girerek bunların konsantrasyonunu azaltmaktadır (31). Öte yandan, HT sonucu ortaya çıkan ROT artışı ve antioksidanların azalması geçici bir durumdur. Bocci ve Carlo, yaptıkları çalışmada değişik dozlarda (20,40,60,80 µg/ml) ozon uygulanmış kanlarda dozla doğru orantılı olarak glutatyon ve total antioksidan seviyesinde azalma, lipit peroksidasyonu ve okside glutatyon düzeyinde artma olduğunu göstermiş, uygulamanın 20 dakika sonrasında ise antioksidan düzeylerinin eski haline döndüğünü tespit etmişlerdir (30).

Denilebilir ki, HT uygulaması sırasında tedavinin etkinliğini kanın toplam antioksidan gücü belirlemektedir. Kanın antioksidan kapasitesi düşük, ozonun konsantrasyonu fazla olursa şiddetli membran oksidasyonu sonucu eritrositler hemolize olur, tam tersi olduğunda ise ozondan beklenen ROS ve hidrojen peroksit yanıtı yeterli olmayabilir ve arzulanan terapötik etki görülemeyebilir. Ozon uygulamaları sonucunda oluşması beklenen ROT ve lipit oksidasyon ürünlerinin terapötik etki gösterebilmesi için belli bir konsantrasyonda olması gerekir (3). Bu açıdan, kanda bulunan antioksidanların önemi yapılan bir çalışma ile gösterilmiştir. Bu çalışmada eritrositler yıkanarak plazmadan uzaklaştırılmış ve değişik konsantrasyonlarda ozon uygulanmıştır. Yapılan değerlendirmelerde düşük 10-20 µg/ml ozon konsantrasyonlarındaki uygulamalarda bile eritrositlerin çoğunda hemoliz olduğu görülmüştür (28). Yapılan çalışmalarda ozonun terapötik konsantrasyonu 10-80 µg/ml olarak belirlenmiştir. Bu ozon konsantrasyonu Rice-Evans’ın tarif ettiği total antioksidan kapasiteyi %25’den fazla düşürmediği gibi azalan antioksidanlar 20 dakika sonra eski haline gelmektedir. (27,28,35,36).

Ozon uygulaması ile hem oksijenaz-1 (HO-1) enziminin de uyarıldığı bildirilmiştir. Bu enzimin artışından gerek ROT, gerekse yukarıda sözü edilen ılımlı eritrosit hemolizi sorumlu olabilir. HO-1, hem halkasının yıkım yolunda görev alan mikrozomal bir enzimdir ve yapımı oksidatif stres artışı, proinflamatuvar sitokinler ve nitrik oksit (NO) ile uyarılabilmektedir Bu enzim hem molekülünü biliverdin ve karbon monoksite (CO) parçalar. Son yıllarda HO-1 ile yapılmış birçok çalışmada bu enzimin; antioksidan antiapopitotik antiinflamatuar etkilerinin olduğu gösterilmiştir. Ozon uygulaması sonucu görülen en etkin HO-1 artışının aynı zamanda ozonun terapötik doz aralığı olarak da vurgulanan 20-80 µg/ml arasında ortaya çıktığı gösterilmiştir. Yine HO-1’in yanında ısı şok protein-70’in de arttığı gösterilmiştir (36-38).

Ozonun diğer bir uygulama şekli olan minör hemoterapide ise hastadan alınan 5 ml kan ile aynı miktarda 80-100 µl/ml konsantrasyonundaki oksijen/ozon karışımı bir dakika inkübe edilir. Bu süre zarfında ozonunun, yine aynı şekilde kanda önce çözünüp sonra da biyolojik moleküller ile reaksiyona girmesi beklenir. Sonrasında bu kan, gluteus kasına yavaşca enjekte edilir. Bu uygulama sonrasında kas içine enjekte edilen kanın doku derinliklerine ilerlerken pıhtılaşmasına rağmen hastalardan çok azı hafif şişme ve ağrıdan yakınmaktadır. Bu işlem esnasında anesteziye gerek yoktur. Tartışmalı olmakla birlikte, bu uygulamanın immünmodülatuar bir etkisinin olduğu iddia edilmekte ve etki mekanizması şu şekilde açıklanmaktadır: Enjeksiyon yerinde hafif derecede steril inflamasyon meydana gelmekte, bölgeye nötrofil ve monositler gelerek denatüre proteinleri ve parçalanmış eritrositleri fagosite etmektedir. Eğer kan içinde HCV, HBV ve HIV gibi virüsler var ise ozon tarafından inaktive edilip parçalanmış bu virüs atıkları bölgeye gelen bu immün hücreler tarafından ortadan kaldırılır. Böylece bu işlem bir çeşit aşı etkisi yaratır ve immün sistemi bu antijenlere karşı uyarır (3).

Medikal Ozon Tedavisinin klinik uygulamaları

Ozon tedavisinin özellikle inflamatuar sürecin yoğun olarak yaşandığı ve immün sistemin ön planda yer aldığı fizyopatolojik durumlarda tedavi edici etkisi şaşırtıcıdır. Ozon uygulamaları yara iyileşmesi, yaşa bağlı makuler dejenerasyon, iskemik ve infeksiyöz hastalıklarda yapılan vaka analiz çalışmalarında olumlu etkiler göstermiştir. Bunun yanında basit diş ve ağız enfeksiyonlarından hepatitlere kadar uzanan geniş bir aralıktaki çeşitli enfeksiyon hastalıklarında etkin olarak uygulanmaktadır (39-41). Martinez-Sanchez ve arkadaşları diyabetik ayak gelişmiş hastalarda yaptıkları çalışmada ozon tedavisinin etkinliğini değerlendirmişlerdir. Bu çalışmada ozon tedavisi uygulanan hastalarda antibiyotik tedavisi alanlara göre yara iyileşmesi hızlanmış, hastanede kalma süreleri kısalmış, glisemi düzeyleri daha iyi kontrol edilebilmiş ve antioksidan enzim düzeyleri artmış olarak bulunmuştur (42). Ayrıca çeşitli derecelerde artrit ve artroz vakaları ile romatizmal hastalıkları da kapsayan ortopedik hastalıklarda da faydalı etkiler rapor eden araştırmalar dikkat çekmektedir. Buna örnek olarak Mutu ve arkadaşlarının lomber disk hernisi olan hastalarda yaptığı çalışmayı gösterebiliriz. Bu çalışmada lomber disk hernisi olan hastalara oksijen/ozon karışımı disk içine enjeksiyonla uygulanmıştır ve gerek hasta memnununiyeti gerekse medikal olarak yapılan değerlendirmede bu tedavinin yararlı olduğu görülmüştür (43).

Medikal Ozon Tedavisinin Yan Etki ve Kontrendikasyonları

Ozon tedavisinin yan etkisi yok denecek kadar azdır. Şimdiye kadar bildirilen yan etkiler uygulama hatalarına bağlı lokal komplikasyonlardır. Bazı durumlarda ozon terapisi uygulanması sakıncalı olabilir. Bu durumlar: glukoz 6 fosfat dehidrogenaz enzim eksikliği, özellikle erken dönem olmak üzere hamilelik, anjitensin çevirici enzim (ACE) inhibitörü tedavisi görenler, hipertiroidi, kanama bozukluğu, kontrol altına alınamayan kardiyovasküler hastalıklar ve ozona reaksiyon gösteren astım hastaları olarak sıralanabilir (44).

Sonuç ve Öneriler

Ozon tedavisinin tarihi süreci incelendiğinde ilginç bir gelişme gösterdiği ortaya çıkar. Bu molekül keşfedildikten bir müddet sonra sonra tıbbı amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Ozon tedavisinin ilkeleri bilimsel olarak belirlenmeden bir çok klinik uygulama yapılmıştır. Yakın zamanda doz ve etki çalışmaları yapılmış uygulamalar daha bilimsel bir temele oturmuştur. Bununla birlikte halen ozon tedavisinin etki mekanizmasının bir çok yönden açıklanmaya ihtiyacı vardır. Tüm dünyada devam eden deneysel ve klinik ozon tedavisi çalışmaları, yakın gelecekte mekanizmanın daha ayrıntılı açıklanmasına katkıda bulunacaktır. Ülkemizde pekçok uzmanlık alanından hekimin kullandığı ozon tedavisi ile ilgili deneysel çalışmalar özellikle hiperbarik oksijen tedavisi ile karşılaştırmalı olarak GATA Fizyoloji AD. Başkanlığı araştırma laboratuvarında devam etmektedir (45-48).

KAYNAKLAR

  1. Jacqueline IK. Kirk-Othmer encyclopedia of chemical tecnology. John Wiley & Sons, 3rd ed. 1981.
  2.  Bocci V. Ozone as Janus: this controversial gas can be either toxic or medically useful. Mediators Inflamm. 2004;13(1):3-11.
  3. Bocci V. Scientific and medical aspects of ozone therapy. state of the art. Archives of Medical Research. 2006;37:425–435.
  4. Rowland FS. Stratospheric ozone depletion. Phil Trans R Soc B. 2006;361:769-790.
  5. Wright ES, Dziedzic D, Wheeler CS. Cellular, biochemical and functional effects of ozone: new research and perspectives on ozone health effects. Toxicol Lett. 1990;51(2):125-45
  6. Sanhueza PA, Reed GD, Davis WT, Miller TL. An environmental decision-making tool for evaluating ground-level ozone-related health effects. J Air Waste Manag Assoc. 2003;53(12):1448-59.
  7. Bocci V. Oxygen-ozone therapy: a critical evaluation. Springer, 2002.p.1-8
  8. Rubin MB. The hıstory of ozone. Bull Hist Chem. 2001;26(1):40-56.
  9. Wolff HH. Die Behandlung peripherer Durchblutungsstörungen mit Ozon. Erfahr-Heilkd. 1974;23:181-184.
  10. Travagli V, Zanardi I, Silvietti A, Bocci V. Physicochemical investigation on the effects of ozone on blood. International Journal of Biological Macromolecules. 2007;4:1504-511.
  11. Pryor WA, Squadrito GL, Friedman M. The cascade mechanism to explain ozone toxicity: the role of lipid ozonation products. Free Radic Biol Med. 1995;19(6):935-41.
  12. Di Paolo N, Gaggiotti E, Galli F. Extracorporeal blood oxygenation and ozonation: clinical and biological implications of ozone therapy. Redox Rep. 2005;10(3):121-30.
  13. Mustafa MG. Biochemical basis of ozone toxicity. Free Radical Biol Med. 1990;9:245-265.
  14. Esterbauer H, Schaur RJ, Zollner H. Chemistry and biochemistry of 4-hydroxynonenal, malonaldehyde and related aldehydes. Free Radical Biol Med. 1991;11:81-128.
  15. Hamilton RF, Eschenbacher WL, Szweda L, Holian A. Potential involvement of 4-hydroxynonenal in the response of human lung cells to ozone. Am J Physiol. 1998;274,:L8–L16.
  16. Schaur RJ. Basic aspects of the biochemical reactivity of 4-hydroxynonenal. 2003;24:149-159.
  17. Trachootham D, Lu W, Ogasawara MA, Nilsa RD, Huang P. Redox regulation of cell survival. Antioxid Redox Signal. 2008;10(8):1343-74.
  18. Korkmaz A, Oter S, Sadir S, Coskun O, Topal T, Ozler M, Bilgic H. Peroxynitrite may be involved in bladder damage caused by cyclophosphamide in rats. J Urol. 2005;173(5):1793-6.
  19. Oter S, Korkmaz A, Topal T, Ozcan O, Sadir S, Ozler M, Ogur R, Bilgic H. Correlation between hyperbaric oxygen exposure pressures and oxidative parameters in rat lung, brain, and erythrocytes. Clin Biochem. 2005;38(8):706-11.
  20. Farber JL, Kyle ME, Coleman JB. Mechanism of cell injury by activated oxygen species. Lab Invest. 1990;62:670-679.
  21. Jannsen YMW, Van Houten B, Borm PJA, Mossman BT. Cell and tissue response to oxidative damage. Lab Invest. 1993;69:261-274.
  22. Wiseman H, Halliwell B. Damage to DNA by reactive oxygen and nitrogen species: role in inflammatory disease and progression to cancer. Biochem J. 1996;313:17-29.
  23. Young IS, Woodside JV. Antioxidants in health and disease. J Clin Pathol. 2001;54:176-186
  24. Powis G, Briehl M, Oblong J. Redox signaling and the control of cell growth and death. Pharmacol Ther. 1995;65:149-173.
  25. Lander HM. An essential role for free radicals and derived species in signal transduction. FASEB J 1997;11:118-124.
  26. Thannıckal VJ, Fanburg BL Reactive oxygen species in cell signaling. Am J Physiol Lung Cell Mol Physiol 2000;279(6):L1005–L1028.
  27. Bocci V, Valacchi G, Corradeschi F, Fanetti G, Studies on the biological effects of ozone: 8. Effects on the total antioxidant status and on interleukin-8 production. Mediat Inflamm. 1998;7:313-317.
  28. Travagli V, Zanardi I, Silvietti A, Bocci V. A physicochemical investigation on the effects of ozone on blood. Int J Biol Macromol. 2007;41(5):504-11.
  29. Valacchi G, Bocci V. Studies on the biological effects of ozone: 10. Release of factors from ozonated human platelets. Mediators Inflamm. 1999;8(4-5):205-9.
  30. Bocci V, Aldinucci C. Biochemical modifications induced in human blood by oxygenation-ozonation. J Biochem Mol Toxicol. 2006;20(3):133-8.
  31. Bocci V. Is it true that ozone is always toxic? The end of a dogma. Toxicology and Applied Pharmacology. 2006;216:493-504.
  32. Di Paolo N, Bocci V, Gaggiotti E. Ozone therapy. Int J Artif Organs. 2004;27(3):168-75.
  33. Halliwell B, Clement MV, Long LH. Hydrogen peroxide in the human body. FEBS Lett. 2000;486:10-13.
  34. Bocci V, Aldinucci C, Bianchi L. The use of hydrogen peroxide as a medical drug. Riv Ital Ossigeno Ozonoterapia. 2005;4:30-39.
  35. Rice-Evans C, Miller NJ. Total antioxidant status in plasma and body fluids. Methods Enzymol. 1994;234:279-93.
  36. Bocci V, Aldinucci C, Mosci F, Carraro F, Valacchi G. Ozonation of human blood induces a remarkable upregulation of heme oxygenase-1 and heat stress protein-70. Mediators Inflamm. 2007;2007:1-6.
  37. Fritz HB. Heme oxygenase-1: a therapeutic amplification funnel. FASEB J  2005;19(10):1216-9.
  38. LE Otterbein, MP Soares, K Yamashita, FH Bach. Heme oxygenase-1: unleashing the protective properties of heme. trends in Immunology. 2003;24(8):449-55
  39. Stübinger S, Sader R, Filippi A. The use of ozone in dentistry and maxillofacial surgery: a review. Quintessence Int. 2006;37(5):353-9.
  40. Nogales CG, Ferrari PH, Kantorovich EO, Lage-Marques JL. Ozone therapy in medicine and dentistry. J Contemp Dent Pract. 2008;9(4):75-84.
  41. Bocci V. The case for oxygen-ozonetherapy. Br J Biomed Sci. 2007;64(1):44-9.
  42. Martínez-Sánchez G, Al-Dalain SM, Menéndez S, Re L, Giuliani A, Candelario-Jalil E, Alvarez H, Fernández-Montequín JI, León OS. Therapeutic efficacy of ozone in patients with diabetic foot. Eur J Pharmacol. 2005;523(1-3):151-61.
  43. M. Muto, G. Ambrosanio, G. Guarnieri, E. Capobianco, G. Piccolo, G. Annunziata A. Rotondo. Low back pain and sciatica: treatment with intradiscal-intraforaminal O2-O3 injection. Our experience. Radiol med. 2008;113:695-706.
  44. Bocci V, Ozone a new medical drug. published by Springer, Dordrecht, The Netherlands. 2005. 75-85
  45. Oter S, Korkmaz A.  Relevance of hyperbaric oxygen to ozone therapy. Arch Med Res. 2006;37(7):917-8.
  46. Guven A, Gundogdu G, Sadir S et al. The efficacy of ozone therapy in experimental caustic esophageal burn. J Pediatr Surg. 2008;43(9):1679-84.
  47. Guven A, Gundogdu G, Sadir S, Topal T, Erdogan E, Korkmaz A, et al. Medical ozone therapy reduces oxidative stress and ıntestinal damage in an experimental model of  necrotizing enterocolitis in neonatal rats. J Pediatr Surg. 2009; in press.
  48. Özler M, Ersöz N, Özerhan İH, Harlak A, Sadır S, Topal T, Öter Ş, Korkmaz A. Sıçanlarda oluşturulmuş peritoneal adezyon üzerine ozon tedavisinin etkisi. 2009;İn print.

Medikal Ozon'un Tarihçesi

2010-02-08 admin

PDF  Medikal Ozon’un Tarihçesi

Diyabetik Ayaklı Hastalarda Ozonun Terapötik Etkisi

2010-02-08 admin

Martinez-Sanchez G. et al. Eur J Pharmacol 2005;523(1-3): 151-61

Oksijenlenme sorununun, diyabet komplikasyonlarının gelişmesinde önemli bir rol oynadığı ileri sürülmektedir. Ozon tedavisi, glisemi düzeyini ve endotel hücre hasarının bazı belirtilerini etkileyerek antioksidan sistemi aktive edebildiği için bu çalışmanın amacı tip 2 diyabetli ve diyabetik ayaklı hastaların tedavisinde ozonun iyileştirici etkisini araştırmak ve ozon ile antibiyotik tedavisini karşılaştırmaktı. 101 hastanın iki gruba bölünmesiyle randomize, kontrollü klinik bir çalışma başlatıldı:

1. grup (n=52) ozonla tedavi edildi (lokal ve rektal gaz uygulaması), 2. grup (n=49) sistemik ve topikal antibiyotiklerle tedavi edildi. Tedavilerin etkileri, her iki grubun tedaviden 20 gün sonraki glisemik indeksleri, lezyonlarının bölgeleri ve ölçümleri, oksijenlenme sorununun biyokimyasal belirtileri ve endotel hasarı karşılaştırılarak değerlendirildi. Ozon tedavisi; glisemik kontrolü sağlamış, oksijenlenme sorununu ortadan kaldırmış, organik peroksit seviyelerini normale döndürmüş ve süperoksit dismutazı aktive etmişti. Nöroenfekte diyabetik ayaklı hastaların tedavisinde, ozonun farmakodinamik etkisi süperoksit süpürücü olma ihtimaline bağlanabilir. Süperoksitin, diyabet patolojisi ve komplikasyonlarıyla ilgili dört metabolik yol arasında bir bağlantı sağladığı kabul edilmektedir.

Bunun ötesinde, lezyonlardaki iyileşme artmıştır ve kontrol grubundakinden daha az sayıda amputasyonla sonuçlanmıştır. Yan etkisi de yoktur. Bu sonuçlar; diyabet ve komplikasyonlarının tedavisinde medikal ozon tedavisinin bir alternatif olabileceğini göstermektedir.

Biyoregülatör Olarak Ozon: Günümüzde Ozon Tedavisinin Farmakolojisi ve Toksikolojisi

2010-02-08 admin

Bocci V.J Biol Reg Homeostatic Agents 1196; 10:31-53

Ozonun dezenfektan etkisi iyice anlaşılmış ve dünya çapında suyun sterilizasyonunda kullanılmaktadır. Tamamlayıcı medikal yöntem olarak ozon kullanımı daha az bilinmekteydi çünkü çoğunlukla rasyonel tabanı ve uygun kontrolleri olmayan ampirik bir biçimde kullanılmaktaydı. Bilinmeyen bu yönüne rağmen temkinli ve standardize edilmiş ozon dozlarının kullanımı, pekçok biyolojik fonksiyonun doğal fizyolojik aktivatörü gibi davranan ROS’un oluşmasını sağlayabilir. fiu anda birkaç etki mekanizması anlaşılmış durumdadır ve -klasik farmakolojik kavramları kullanarak- klinik uygulamaları optimize etme imkanının olduğu görünmektedir. Bir başka heyecan verici gelişme ise ozonun, okside edici olarak, intraselüler antioksidan enzimlerini düzene sokabilmekte olması ve dejeneratif hastalıklar ile yaşlanmaya sebep olan oksidasyon sorununu engelliyor olmasıdır. Ozon uygulanmasının değişik yöntemleri arasından otohemotransfüzyon yöntemi -damar içine ozon uygulanması- güvenli, basit, ucuz ve değişik patolojik durumlara göre ayarlanmaya elverişli bir yöntemdir. Bu çalışmanın; önyargıları yok etmeye, ozon toksisitesinin dizginlenebilmesini açıklamaya, ozonun biyoregülatör gibi davranabileceğini göstermeye ve ozon tedavisinin geçerliliğine yönelik kontrollü klinik araştırmaları teşvit etmeye yardımcı olması beklenmektedir.

Ozonun Biyolojik ve Klinik Etkileri / Tıpta Ozon Tedavisinin Geleceği Var mı?

2010-02-08 admin

Bocci V. Br J Biomed Sci 1999;56:270-9

Ozon tedavisi 40 yıldır alternatifmedikal bir yaklaşım olarak kullanıldığı halde geleneksel tıp tarafından şüphe ile karşılanmıştı. Bu şüphe yersiz değildi çünkü ozon tedavisi sıklıkla rasyonel tabanı ve uygun kontrolleri olmadan uygulanmıştı. Doğru medikal ozon jeneratörlerinin gelişiyle olası toksisiteyi ve etki mekanizmalarını değerlendirmek mümkün olmuştur. Solunum cihazına kıyasla, uygun ozon konsantrasyonları uygulanmış insan kanı, güçlü oksidan özelliğini kaybedebilmektedir ve ozonla otohemoterapi uygulanmış milyonlarca hastada akut veya kronik yan etkiye raslanmamıştır. Bu makale, biyolojik etkileri açıklamayı, herhangi olası bir zararı tanımlamayı, terapötik aktivite için uygun dozları belirlemeyi amaçlayan çalışmaları özetlemektedir. Yaygın olmayan bir yaklaşım olmasına rağmen, geleneksel tıbbın, ozon tedavisinin geçerliliğine değer vermesi beklenmektedir.